Nasıl başlık atıyoduk
Kötü günlerden geçiyoruz. Çok zor zamanlar. Hepimiz için. Değil yarın, bir an sonra ne olacağımızı bilemiyoruz, sevdiklerimiz için endişelenmekten içimiz çürüdü. Sabah arabada giderken radyoda dünkü olaylarla ilgili bir şeyler konuşuluyor, kafamda bi ton soru, dikiz aynasına bi bakıyorum, arka koltukta dünyanın en tatlı şeyi sakin sakin oturuyor, kafayı yiyorum, çok seviyorum. Hayatımda yaptığım her şey onun mutluluğu, huzuru için ama… Anneme bırakıyorum onu, gözlerim doluyor. “Şurdan hem kendime hem arkadaşlarıma bi kahve alayım bi kendime geleyim” diyorum. Kahvecinin önünde arabayı park edecek yer yok. Park etmek için bi yer buluyorum, biraz zorlama. Park edemiyorum, önümdeki dörtlüleri yakmış bekleyen arabadan biraz ileri gitmesini istiyorum. Söylene söylene park etmeye çalışıyorum. Olmuyor. Tam o sırada beklediği adam geliyor, arabaya biniyor ve gidiyorlar. “Oh bir sürü yer var şimdi park ederim” derken arkadan bir araba gelip yanaşıyor aman Allahım gelmemesi lazım ama anlamıy...